Zafer Partili Pehlivanoğlu: Mondros Türk Milletinin İdam Fermanıydı!
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin 108. yıl dönümünde yaptığı yazılı açıklamada, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine ve İngiltere’nin Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki politikalarına dikkat çekti. Tarihçi Prof. Dr. Ali Satan’ın yayına hazırladığı 1920 yılı İngiliz diplomatik raporlarından örnekler paylaşan Pehlivanoğlu, geçmişte yaşananların günümüz dış politika gelişmeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek tarih bilinci çağrısında bulundu.
MONDROS TÜRK MİLLETİNE DAYATILAN TESLİMİYETTİ
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin Osmanlı Devleti’nin askerî ve siyasi hareket alanını büyük ölçüde sınırlandırdığını belirten Pehlivanoğlu, mütarekenin ardından Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde başlayan işgallere dikkat çekti.
Pehlivanoğlu şunları söyledi:
“Bugün 30 Ekim 2026. Türk milleti açısından bir idam fermanı niteliği taşıyan Mondros Mütarekesi’nin üzerinden tam 108 yıl geçti. Dün Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladık. Bugün ise bağımsızlığımızın hangi şartlarda tehdit edildiğini hatırlamak zorundayız. Mondros’u anlamadan Millî Mücadele’nin büyüklüğünü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihî liderliğini tam olarak kavrayamayız. Türk milletine bu tarihî gerçekleri anlatmak hepimizin sorumluluğudur.”
1920 YILI İNGİLİZ RAPORLARINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTILAR
Prof. Dr. Ali Satan’ın yayına hazırladığı İngiliz Yıllık Raporlarında Türkiye 1920 adlı esere değinen Pehlivanoğlu, dönemin İngiliz diplomatik değerlendirmelerinde İstanbul, Trakya, İzmir, Karadeniz ve Anadolu’nun geleceğine ilişkin ifadelerin bulunduğunu belirtti.
Pehlivanoğlu, “1920 yılına ait İngiliz raporlarını incelediğimizde, İstanbul Fener Rum Patrikhanesinin dönemin siyasi faaliyetlerine, Pontus devleti kurulmasına yönelik girişimlere ve Anadolu’nun geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler görüyoruz. İngiliz diplomatların Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve bölgesel meseleler hakkında yaptıkları değerlendirmeler, dönemin emperyal politikalarını anlamamız açısından önemlidir. Bu belgeler yalnızca tarihçilerin değil, Türkiye’nin geleceği üzerine düşünen herkesin dikkatle incelemesi gereken kaynaklardır” dedi.
TARİHÎ BELGELER GÜNÜMÜZ İÇİN DE UYARI NİTELİĞİNDE
İngiliz raporlarında Kürt meselesinin İngiltere’nin askerî ve siyasi çıkarları bakımından ele alınmasına dikkat çeken Pehlivanoğlu, tarihî belgelerle günümüzdeki gelişmeler arasında bağlantılar kurulabileceğini savundu.
Pehlivanoğlu, “1920 yılında İngiliz diplomatların Kürt meselesini kendi askerî ve siyasi çıkarları açısından değerlendirmesi tesadüf değildir. Bugün terörle mücadele, bölgesel güvenlik ve Türkiye’nin millî bütünlüğü üzerine yürütülen tartışmaları değerlendirirken tarihî tecrübelerimizi unutmamalıyız. PKK’nın silah bırakması üzerinden yürütülen tartışmalarda da devletimizin güvenliği, milletimizin birliği ve Cumhuriyetimizin temel değerleri esas alınmalıdır. Geçmişteki her gelişmenin bugün aynen tekrarlandığını söylemek yerine, tarihî belgeleri inceleyerek doğru stratejiler geliştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
ATATÜRK MONDROS’A VE SEVR’E BOYUN EĞMEDİ
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Millî Mücadele’nin teslimiyetçi politikalara karşı millet iradesini esas aldığını vurgulayan Pehlivanoğlu, Cumhuriyet’in kuruluşunun bağımsızlık mücadelesinin en önemli kazanımı olduğunu belirtti.
Pehlivanoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Emperyalist devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda stratejiler geliştirmesi şaşırtıcı değildir. Asıl mesele, bizim bu stratejileri anlayabilmemiz ve Türkiye Cumhuriyeti’nin millî çıkarlarını koruyacak politikalar üretebilmemizdir. Tarih bize göstermiştir ki Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milleti, Mondros’un dayattığı teslimiyete ve Sevr’in parçalanma anlayışına boyun eğmemiştir. Bugün de ihtiyacımız olan şey tarih bilinci, millî birlik ve tam bağımsızlık kararlılığıdır. Eli kalem tutanlara, konuşanlara, siyasetçilere ve aydınlara önemli görevler düşmektedir. Türk milletine tarihini doğru anlatmalı, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalıyız. Çünkü tarihini bilmeyen bir millet, geleceğini güvence altına almakta zorlanır. Bizim görevimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni bütünlüğüyle, bağımsızlığıyla ve millî egemenliğiyle sonsuza kadar yaşatmaktır.”