Uğur: Üniversite Hastaneleri Borç ve Personel Sorunlarıyla Baş Başa Bırakılamaz
04/11/2026 15:37 | Son Güncelleme : 04/11/2026 16:41 | Aysun Gür
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, üniversite hastanelerinin sağlık hizmeti, tıp eğitimi ve bilimsel araştırmayı aynı çatı altında yürüten stratejik kamu kurumları olduğunu belirterek, bu kurumların mali sorunlar ve personel yetersizliğiyle mücadele etmek zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi. Üniversite hastanelerinin yalnızca gelir-gider dengesi üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Uğur, “Bir üniversite hastanesi aynı anda hasta tedavi ediyor, geleceğin sağlık çalışanını yetiştiriyor ve bilim üretiyor. Bu üç kamusal görevin maliyetini yalnızca hastanenin kasasına yükleyemezsiniz.” dedi.
Üniversite hastanelerinin diğer sağlık kuruluşlarından farklı bir misyona sahip olduğuna dikkat çeken Uğur, özellikle ileri ve karmaşık vakaların tedavisinde bu kurumların önemli sorumluluk üstlendiğini belirtti. Dolayısıyla üniversite hastanesinin ürettiği değeri yalnızca kaç lira gelir elde ettiğiyle ölçemeyiz.
Tıp ve sağlık bilimleri eğitiminin önemli bölümünün uygulamalı olarak üniversite hastanelerinde gerçekleştirildiğini belirten Uğur, eğitim faaliyetlerinin oluşturduğu iş yükünün finansman modelinde ayrıca dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Uğur, “Bir öğretim üyesi hastasını muayene ederken aynı zamanda öğrenci ve asistan yetiştiriyor. Bu süreç daha fazla zaman ve insan gücü gerektiriyor. Eğer sistemi yalnızca ‘Bir saatte kaç hasta bakıldı?’ mantığıyla değerlendirirseniz akademik sağlık hizmetinin niteliğini zedelersiniz.” dedi.
Üniversite hastanelerinin yaşadığı mali sıkıntıların sağlık çalışanlarının ücret, ek ödeme, personel ve çalışma koşullarına yansıtılmaması gerektiğini belirten Uğur, kurumsal finansman sorunlarının çalışanların fedakârlığıyla kapatılamayacağını söyledi.
Uğur, “Hastanenin borcu varsa bunun bedelini sağlık emekçileri ödememelidir. Teknik personel ihtiyacı ertelenmemeli, sağlık çalışanının hakkı geciktirilmemeli. Kurumun mali açığını çalışanların emeğinden tasarruf ederek kapatmaya çalışmak sürdürülebilir değildir.” ifadelerini kullandı.
Üniversite hastanelerinin bilimsel araştırma görevine dikkat çeken Uğur, aşırı hizmet yükünün akademisyenlerin ve sağlık çalışanlarının bilimsel üretim için ayırabileceği zamanı daraltmaması gerektiğini belirtti.
Uğur, “Bir akademisyenin bütün gününü yoğun poliklinik ve hizmet baskısıyla doldurup ardından ondan dünya standartlarında bilimsel araştırma bekleyemezsiniz. Bilim üretmek zaman, ekip, laboratuvar ve finansman gerektirir. Üniversite hastanesinin akademik niteliğini korumak istiyorsak araştırmayı günlük sağlık hizmetinin arasına sıkıştırmamalıyız.” dedi.
Sağlık sistemlerinde araştırma, teknoloji ve nitelikli insan gücüne yapılan yatırımın uluslararası rekabet açısından da önemli olduğunu belirten Uğur, OECD ülkelerinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği tartışılırken inovasyon, dijitalleşme ve insan gücü kapasitesinin birlikte ele alındığını söyledi.
Uğur, “Türkiye yalnızca tıbbi teknolojiyi satın alan değil, geliştiren ülke olmalıdır. Yeni tedavilerin, yeni teknolojilerin ve bilimsel bilginin üretildiği merkezleri günlük borç hesabına sıkıştırırsanız uzun vadede ülkenin bilimsel kapasitesini de zayıflatırsınız.” dedi.
Tıpta uzmanlık eğitimi alan asistan hekimlerin çalışma koşullarının üniversite hastanelerindeki insan gücü tartışmasının önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Uğur, eğitim ile hizmet yükü arasındaki dengenin korunması gerektiğini söyledi.
Uğur, “Asistan hekim bir taraftan uzmanlık eğitimi alırken diğer taraftan sağlık hizmetinin çok ağır bir bölümünü yürütüyor. Eğitim hakkını yoğun hizmet yükünün altında ezemeyiz. Nöbet, dinlenme, bilimsel çalışma ve eğitim süreleri gerçek anlamda korunmalıdır. Asistan hekim ucuz iş gücü değildir.” diye konuştu.
Üniversite hastanelerindeki çalışma koşullarının nitelikli akademik kadro ve sağlık personelinin kamuda kalmasını sağlayacak biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirten Uğur, yıllar içerisinde oluşan bilgi ve deneyimin korunmasının stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Uğur, “Bir öğretim üyesini veya deneyimli sağlık çalışanını yetiştirmek yıllar alıyor. O insan kurumdan ayrıldığında yalnızca bir personel kaybetmiyorsunuz; yılların bilgi birikimini, eğitim kapasitesini ve kurumsal hafızayı da kaybediyorsunuz. İnsan gücünü korumak maliyet değil yatırımdır.” ifadelerini kullandı.
Üniversite hastanelerinin güçlendirilmesinin Türkiye’nin sağlık ve bilim politikası açısından stratejik bir gereklilik olduğunu belirten Uğur, sözlerini şöyle tamamladı:
“Üniversite hastanelerini yalnızca bilançosunda açık veren sağlık işletmeleri gibi göremeyiz. Orada bugün hastamız tedavi ediliyor, yarının hekimi ve sağlık çalışanı yetiştiriliyor, geleceğin tedavisini oluşturabilecek bilimsel araştırmalar yapılıyor. Bu kurumlardaki borç sorununu çalışanların emeğiyle, personel açığını daha ağır nöbetlerle, eğitim ihtiyacını daha kısa sürelerle kapatamayız. Üniversite hastaneleri için sağlık hizmetini, eğitimi ve bilimsel araştırmayı ayrı ayrı güvence altına alan sürdürülebilir ve şeffaf bir finansman modeli oluşturulmalı; sağlık emekçilerinin ücret ve özlük hakları korunmalı, yeterli personel istihdam edilmelidir. Üniversite hastanesini zayıflatırsak yalnızca bir hastaneyi değil; sağlık hizmetini, eğitimi ve bilimi aynı anda zayıflatırız.”
Yorumlar
Bunlar da ilginizi çekebilir
Fernando Muslera: Kariyerimle gurur duyuyorum
Galatasaray'ın simge isimlerinden biri olan Fernando Muslera, Manchester United maçı öncesinde konuştu. Uruguaylı eldiven, "Kariyerimle gurur duyuyorum" dedi.
2 yıl önceFenerbahçe'den Galatasaray'a olay gönderme: Ezberlediğiniz sezonlar gibi olmayacak
Fenerbahçeli yönetici Ahmet Ketenci, Galatasaray Kulübü'ne gönderme yaptı ve sarı-lacivertli taraftarlara şampiyonluk için birliktelik çağrısı yaptı.
2 yıl önceBruno Fernandes: Tek hedefimiz Galatasaray'ı yenmek
Manchester United'ın Portekizli orta saha oyuncusu Bruno Fernandes, Galatasaray maçı öncesi konuştu.
2 yıl önce