Son Dakika

Dr. Özcanlı: Cilt Yaşını Nüfus Cüzdanı Değil Güneş Geçmişi de Belirliyor

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı, cildin yaşlanma hızının yalnızca doğum tarihine bağlı olmadığını belirterek; yıllar boyunca biriken güneş maruziyeti, sigara kullanımı, uyku düzeni ve günlük cilt bakım alışkanlıklarının cildin görünümünde önemli rol oynayabildiğini söyledi.

 

Aynı yaştaki iki kişinin cildinin birbirinden oldukça farklı görünebileceğine dikkat çeken Özcanlı, “Nüfus cüzdanımız kronolojik yaşımızı gösterir ancak cildimizin yıllar boyunca neler yaşadığını göstermez. Özellikle güneşle kurduğumuz ilişki, cilt yaşlanmasının en önemli çevresel belirleyicilerinden biridir. Cilt yaşını nüfus cüzdanı değil, güneş geçmişi de belirliyor.” dedi.

 

CİLDİNİZ GÜNEŞTE GEÇİRDİĞİNİZ YILLARI UNUTMUYOR

 

Güneşten gelen ultraviyole ışınlarının zaman içerisinde ciltte birikimli hasara yol açabileceğini belirten Özcanlı, foto-yaşlanmanın doğal yaşlanmadan farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Özcanlı şunları söyledi: “Güneşe bağlı yaşlanmada lekelenme, ince ve derin kırışıklıklar, elastikiyet kaybı, cilt dokusunda kabalaşma ve renk düzensizlikleriyle karşılaşabiliriz. Bunlar bir yaz tatilinin değil, yıllar boyunca biriken maruziyetin sonucu olabilir.”

 

Amerikan Dermatoloji Akademisi (AAD), güneşten korunmanın erken cilt yaşlanmasını önlemeye yardımcı olduğunu ve günlük koruyucu yaklaşımın yalnızca tatil günleriyle sınırlandırılmaması gerektiğini vurguluyor. 

 

“HİÇ GÜNEŞ YANIĞIM OLMADI” DEMEK HASAR YOK DEMEK DEĞİL

 

Güneş hasarının yalnızca kızarma, soyulma veya ciddi güneş yanığı şeklinde düşünülmemesi gerektiğini belirten Özcanlı, günlük ve tekrarlayan UV maruziyetinin de önemli olduğunu söyledi.

Özcanlı, “İnsanlar bazen ‘Ben hiç yanmadım’ diyerek güneşten etkilenmediğini düşünüyor. Oysa UV maruziyetini yalnızca güneş yanığı üzerinden değerlendiremeyiz. Yıllar boyunca korunmadan geçirilen zamanın toplamı önemlidir.” dedi.

 

FOTO-YAŞLANMA İLE KRONOLOJİK YAŞLANMA AYNI ŞEY DEĞİL

 

Yaşla birlikte ciltte doğal değişikliklerin meydana geldiğini belirten Özcanlı, çevresel faktörlerin bu sürece eklenebileceğini ifade etti.

 

“Yaş almak biyolojik bir süreçtir ve bunu hastalık olarak görmemeliyiz” diyen Özcanlı, “Ancak kronolojik yaşlanmanın üzerine UV maruziyeti gibi dış faktörler eklendiğinde ciltte gördüğümüz değişikliklerin miktarı ve niteliği farklılaşabilir.”

 

GÜNEŞ KREMİ SADECE LEKE KREMİ DEĞİLDİR

 

Güneş koruyucuların yalnızca yazın veya mevcut lekesi bulunan kişiler tarafından kullanılmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Özcanlı, güneşten korunmanın foto-yaşlanmayı azaltmaya yönelik temel stratejilerden biri olduğunu söyledi.

 

Özcanlı, “Güneş koruyucuyu yalnızca ‘Lekem çıkmasın’ diye düşünmeyelim. UV hasarını azaltmaya yönelik uzun vadeli bir sağlık alışkanlığı olarak görelim.”

 

AAD, dışarıda bulunurken geniş spektrumlu, suya dayanıklı ve SPF 30 veya üzeri güneş koruyucu kullanılmasını; gölge, koruyucu kıyafet ve diğer fiziksel korunma yöntemlerinin de plana dahil edilmesini öneriyor. 

 

EN İYİ “ANTI-AGING” RUTİNLERDEN BİRİ GÜNEŞTEN KORUNMADIR

 

Kozmetik ürün pazarında yaşlanma karşıtı çok sayıda aktif içerik bulunduğunu belirten Özcanlı, insanların pahalı ürünler kullanırken temel güneş korumasını ihmal edebildiğine dikkat çekti.

Özcanlı, “Sabah beş farklı serum kullanıp ardından güneşten korunmayı ihmal ediyorsanız rutinin en temel basamaklarından birini atlıyor olabilirsiniz. Cilt yaşlanmasını konuşurken güneş korumasını listenin sonuna değil, temeline koymalıyız.” dedi.

 

SİGARA CİLDİN YAŞLANMA HIZINI DA ETKİLEYEBİLİR

 

Sigaranın yalnızca akciğer ve kalp-damar sağlığı açısından değil, cilt yaşlanması açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özcanlı, sigara kullanımının erken yaşlanma belirtileriyle ilişkilendirildiğini söyledi.

 

AAD de sigaranın cilt yaşlanmasını önemli ölçüde hızlandırabildiğini ve kırışıklıklarla mat görünüme katkıda bulunabildiğini belirtiyor. 

 

Özcanlı, “Bir kişiye yalnızca hangi serumu kullandığını sorup sigara kullanıp kullanmadığını sormazsak cilt yaşlanması tablosunun önemli bir bölümünü kaçırmış oluruz.” dedi.

 

UYKUYU KREM KAVANOZUNDA SATIN ALAMAZSINIZ

 

Uyku düzeninin genel sağlık üzerindeki etkilerinin cildin görünümüne de yansıyabileceğini belirten Özcanlı, hiçbir kozmetik ürünün sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tamamının yerine geçemeyeceğini söyledi.

Özcanlı, “Gece çok az uyuyup sabah göz çevresine en pahalı ürünü sürmek bütün problemi çözmeyebilir. Cilt sağlığını yalnızca kozmetik ürünlerden ibaret görmemeliyiz. Uyku, beslenme, stres yönetimi ve genel sağlık da büyük resmin parçalarıdır.” dedi.

 

CİLDİNİZİN YAŞINI TELEFON UYGULAMASINDAKİ TEK RAKAMA İNDİRMEYİN

 

Yapay zekâ ve görüntü analizi kullanan bazı uygulamaların fotoğraftan “cilt yaşı” hesaplayabildiğini belirten Özcanlı, bu sonuçların kesin tıbbi ölçüm gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

 

Özcanlı, “Bir uygulama size ‘Cilt yaşınız 47’ veya ‘Cilt yaşınız 32’ diyebilir. Böyle bir skor bazı parametreler üzerinden fikir verebilir ancak kişinin dermatolojik değerlendirmesinin yerini tutmaz. Cilt sağlığı tek rakama indirgenecek kadar basit değildir.” dedi.

 

PAHALI KREM GEÇMİŞTEKİ GÜNEŞ HASARINI SİHİRLİ BİÇİMDE SİLMEZ

 

Yıllar içerisinde oluşan foto-hasarın tek bir kozmetik ürünle tamamen ortadan kaldırılacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını belirten Özcanlı, tedavilerin kişinin mevcut durumuna göre planlanması gerektiğini söyledi.

Özcanlı, “20 yıl korunmadan güneşe maruz kaldıktan sonra tek bir kremle birkaç haftada bütün etkileri silmeyi beklemek doğru değil. Dermatolojide mevcut problemi değerlendirir, gerekiyorsa uygun tedavileri planlarız; fakat en değerli yaklaşım hasarı oluşmadan azaltmaktır.”

 

CİLT BAKIMINDA “GEÇ KALDIM” DEMEYİN

 

Güneşten korunma ve sağlıklı cilt alışkanlıklarına ileri yaşlarda başlamanın anlamsız olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Özcanlı, koruyucu yaklaşımın her yaşta değer taşıdığını söyledi.

 

Özcanlı, “Geçmişte güneşten korunmadıysanız bunu değiştiremeyiz. Ancak bugünden sonraki maruziyetimizi yönetebiliriz. ‘40 yaşına geldim, artık güneş kremine başlamanın anlamı yok’ şeklinde düşünmeyelim.”

 

ÇOK ÜRÜN KULLANMAK CİLDİ DAHA YAVAŞ YAŞLANDIRMAZ

 

Özcanlı, yaşlanma kaygısının kişileri gereğinden fazla kozmetik ürün kullanmaya yöneltebildiğini belirterek, karmaşık rutinlerin otomatik olarak daha başarılı olmadığını söyledi.

 

“Retinoid, asit, C vitamini ve farklı serumları kontrolsüz biçimde üst üste kullanmak cildi gençleştirmek yerine tahriş edebilir” diyen Özcanlı, “Bakım planı kişinin ihtiyacına göre oluşturulmalı. Fazla ürün, fazla bilim demek değildir.” dedi.

 

BRONZLUK GENÇLİK GÖSTERGESİ DEĞİLDİR

 

Bronz tenin özellikle yaz aylarında sağlıklı ve dinamik görünümle özdeşleştirilebildiğine dikkat çeken Özcanlı, bronzlaşmanın cilt açısından “sağlık göstergesi” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

 

Özcanlı, “Bugün estetik bulduğumuz yoğun güneş maruziyetinin etkilerini yıllar sonra leke, doku değişikliği veya foto-yaşlanma şeklinde görebiliriz. Cildimizi gelecekteki görünümü için de korumalıyız.” dedi.

 

ELLER VE BOYUN DA GÜNEŞ GEÇMİŞİNİ ANLATABİLİR

 

Güneşten korunurken yalnızca yüze odaklanılmasının eksik olduğunu belirten Özcanlı, boyun, dekolte ve eller gibi kronik güneş maruziyetine açık bölgelerin de unutulmaması gerektiğini söyledi.

Özcanlı, “Yüzüne çok iyi bakım yapan ancak boyun ve ellerini yıllarca korumayan kişilerde bölgeler arasındaki foto-yaşlanma farkını görebiliyoruz. Cilt bakımı yalnızca yüz bakımı değildir.” dedi.

 

20’Lİ YAŞLARDAKİ KORUMA, 40’LI YAŞLARDAKİ TEDAVİ KADAR DEĞERLİ OLABİLİR

 

Genç yaşlarda cilt bakımının onlarca üründen oluşmasının gerekmediğini belirten Özcanlı, erken dönemde doğru güneşten korunma alışkanlığı kazanmanın geleceğe yönelik önemli bir yatırım olduğunu söyledi.

 

Özcanlı, “Gençlere ‘Anti-aging ürün koleksiyonu yapın’ demiyoruz. Tam tersine, cildi gereksiz ürünlerle yormadan doğru temizlik, uygun nemlendirme ve düzenli güneşten korunma alışkanlığını kazandırmak istiyoruz.”

 

CİLT YAŞLANMASINDA GENETİĞİ DE UNUTMAMAK GEREKİR

 

Aynı yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerde bile cildin aynı şekilde yaşlanmayabileceğini belirten Özcanlı, genetik özelliklerin de önemli olduğunu söyledi.

 

Özcanlı, “Her şeyi yaşam tarzına bağlamak da doğru değil. Genetik yapı, cilt tipi ve kişinin biyolojik özellikleri de yaşlanma sürecini etkiler. Dermatolojide tek nedenli açıklamalardan kaçınırız.”

 

ÖZCANLI: BUGÜN KORUDUĞUNUZ CİLT, YILLAR SONRA SİZE TEŞEKKÜR EDER

 

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı sözlerini şöyle tamamladı:

“Cildimizin kronolojik yaşını değiştiremeyiz ama nasıl yaşlandığını etkileyen bazı faktörleri değiştirebiliriz. Geçmiş güneş maruziyetimizi geri alamayız; bundan sonraki maruziyetimizi azaltabiliriz. Sigara kullanıyorsak bırakmak yalnızca cildimiz için değil, bütün sağlığımız için değerlidir. Uykumuzu, günlük bakım alışkanlıklarımızı ve güneşten korunmamızı gözden geçirebiliriz. Anti-aging kavramını yalnızca krem ve işlemler üzerinden okumayalım. Cildin yaşını nüfus cüzdanındaki tarih kadar yıllar boyunca güneşle, sigarayla ve günlük yaşamla kurduğumuz ilişki de belirler. Sağlıklı yaşlanmanın en güçlü adımlarından biri, hasarı oluştuktan sonra silmeye çalışmak değil, bugünden azaltmaktır.”